Bilgi paylaştıkça çoğalır

Evrilmiş son hali ile eski sevgiliye giydirme üzerine kurulu olan müzik türü. Duygusal olanları, mutsuz hayatlarımızdan beslendiği için gereğinden fazla romantik, depresif, melankolik, ağlak ve iç kararatıcı. Hareketli olanları ise bilindik melodiler, aynı ritimler, kopya sözler. Türk olmayan birine aynı tür beş farkı parça dinletilse hepsinin tek bir şarkı olduğu fikrine kapılabilir. Bu şarkılar, farklı parçalarmış gibi pazarlanabiliyor olması ticari olarak  büyük başarı.

Sosyetik plajların frikik ustası ablaları, kulüp çıkışı 300 promille medyaya kapak olan abileri ve eskilerin kaymağını yemeye çalışan cover’ci kolaycıları… Türk pop müziğinin kaba özeti bu olsa gerek…

Geçmişte Erol Büyükburç ile başlayan, kanımca 90’larda zirve yapan pop müzik 2000’lerde tv’de müzik kanallarının çoğalması ve özellikle internetin yaygınlaşması ile çöküşe geçti.

90’larda müzik sektöründe dönen paralar şimdiki kadar uçuk rakamlar olmadığından yapımcılar ve müzik şirketleri zilyon kere düşünür, şarkıcıda güzel ses Allah vergisi yetenek görmedikleri takdirde yatırım yapmazlardı. Tarkan, Sezen, Sertap bu zihniyet sayesinde hayat buldular. Zira o dönemde televizyonun halk üzerindeki etkisi büyük olmadığından tv kanallarının pohpohlamasıyla sesinden çok kalçası ile başarılı olan kadın şarkıcılarımızın kaset satabilmesi mümkün değildi. Yakışıklılık ve güzellik mutlaka önemliydi fakat para kazanmanın yegane yolu albüm satmaktı. Halk ise bu albümleri alırken şarkıcının kalçasından çok kaseti taktığında ne duyduğuna bakardı. Bu durum kaliteyi getirdi. Kendi çapımızda müzikte altın çağa ulaştık.

2000’lere gelindiğinde işler değişti. Evlere bilgisayarın girmeye başlamasıyla korsancılık tavan yaptı. Artık albüm satarak çarkın yürümeyeceğini anlayan müzik şirketleri daha kaliteli müzik yapmaya çabalamak yerine çareyi sesten çok görüntüye önem vermekte buldular. Ne de olsa kolaycılık ata sporumuz. Bunların sonucunda müziğimiz transparan şarkılarımız giderli oldu. Yaka bağır açanlar sektörün lokomotifi oldu.

Peki gerçekte olan kime oldu? 90’ların müziğini işitmiş aşina olmuş özlem duymuş olan bizlere. Popüler kültürün müzik piyasasını ele geçirmesinden sonra Tarkan’ın Kış Güneş’ine Sezen’in Gülümse’sine yaklaşabilecek bir parça daha yapılabilir mi? Hiç sanmıyorum…

Bilgi paylaştıkça çoğalır
Önceki konuMAHSUR
Sonraki konuBen, Fikret Mualla!
11 Ekim 1982 yılının serin bir son bahar akşamında doğmuşum. Hayalim futbolcu olmaktı.. En büyük tutkum ise Beşiktaş. Çocukluğum, dünya kupası heyecanına eşdeğer mahalle maçlarının Şifo Mehmet'i, Sarı fırtına Metin'i olmakla geçti. Profesyonel futbolcu da oldum ama uzun sürmedi, benim futbolu sevdiğim kadar onun beni sevmediğini fark ettim. Özel bir firma bünyesinde fotoğrafçı olarak çalışmaktayım. Aynı zamanda Boxer dergisinde köşe yazıları yazıyorum.

1 yorum var

Bir yorumda siz bırakın

Please enter your comment!
Please enter your name here