Bilgi paylaştıkça çoğalır

Birini sevmeye devam etmek için onun sevgisine ihtiyaç duyan insanlar için üzgünüm. Sevginin gerçek manasını kaçırdıkları ve onu kendi benliklerinde başka bir ‘şey’e dönüştürdükleri için de. Sevgiyi bir kişiyle birleştirdikleri ve o birleştirdikleri kişiden aynı karşılığı alamadıklarında ki hırçınlıkları, hırsları ve oyunları tam olarak kapitalizm değil mi?
Hayatım boyunca bir çok şeyi ama en çok bir taşı sevdim.
Saçma değil mi? Şekli benim için bir çok anıya evrilebilirdi. O anılarda beni şuan olduğum insana evirdi. Birlikte evrildik işte. Sonra taş aniden kayboldu, bir sabah uyandığımda koyduğum yerde değildi. Herkese sordum ama onu bir daha bulamadım, lanet olsun ki bir fotoğrafı da yoktu, zamanla şeklini hatırlamamaya başladım, bilindik hafıza oyunları işte. Ama hiçbir zaman onu sevmeyi bırakmadım.Beni terk etmesine rağmen bende ki yeri hiç eksilmedi.
Saçma değil mi?
Bir insan bir taşı neden sever ki?
Tüm canlılar içerisinde en acımasız olanının insan olduğunu düşünmüyorum, biliyorum. Hiç kimseye kıyamayan o taş nasıl oldu da bana kıydı? Ben en çok bu sorunun cevabını merak ediyorum.
Anılar diyorum ya, eğer en çok sevdiğiniz şeye dair sadece 6 saate sığdırdığınız bir anı birikiminiz varsa o 6 saati sürekli kafanızın içinde döndürüyorsunuz. Önemli olan o saatlerde yaşananlara eklememek, üzerine kurmamak ve farklı yerlere yönlendirmemek. Uzun zamandır bir 6 saatin içinde yaşıyorum.
Bir insan bir taşı neden sever ki?

Birisi bir taşı size doğru fırlatırsa canınız yanabilir, hatta şanssız bir gününüzse ölebilirsiniz bile. O taş bana hiçbir şey yapmadı. Kimse bana o taşı fırlatmadı veya zorla onu taşımamı istemedi benden. Belki de bu yüzden o gittiğinden beri bir kez bile suçlamadım onu.
Sevmeyi de bırakmadım ama.

Bir yorumda siz bırakın

Please enter your comment!
Please enter your name here