Bilgi paylaştıkça çoğalır

Hüzün, ayakkabılarını ellerinin arasına sıkıştırıp parmak ucunda yürüyen yeni yetme bir delikanlı gibi aralayabilir miydi kapınızı?

Ya da yazın dalga dalga uçuşan sıcaklığında annenizin kapattırmadığı demirleri sökülmüş pencerenizden salkım saçak girebilir miydi, alacaklı gibi?

Yahut tüm bu ihtimallerin aksine tüm çıplaklığıyla sokulabilir miydi buruşmuş çarşafınızdan içeri?

Siz de benim gibi ayağınız dışarıda uyumayı seviyorsunuz belli ki. Belli ki sizin de hüzne kapılarınız açık, hüzün için pencerenizin demirleri sökülmüş, hüznü kucaklamak isteyen kollarınız uzun, sessiz bir yaz gecesi gibi sıcacık. Belli ki siz de geceleri, yalnızlığı tutkulu kucaklamaların ardından annenizin baş ucuna bırakıyorsunuz.

Hüzün, kıvırcık kirpiklerinizin ucuna takılıp dev bir dalga gibi düşecekken güneşten kızarmış yanaklarınıza, siz de düğümlüyorsunuz kendinizi. Öyle sıkı düğümler atıyorsunuz ki hem, gözlerinize çöreklenen kederi boğazınızdan yutmaya çalışıyor, boynunuzdan süzülen ince çıkıntıları ellerinizle kapatıyorsunuz. Son günlerde kilo mu verdiniz yoksa?

    Siz, sevgili kadim dostlarım, parmak hesabı yaparmış gibi seven insanlara kızıyorsunuz. Aşkı, köklerine ayıran, ona etten kıyafetler diken, dikerken parmaklarına iğneler batıran insanlara derin derin öfkeleniyorsunuz. Tıpkı benim gibi siz de, pamuk dudakları parçalamayan öpücüklerin, üşüyen ellere sarılan esmer tenden eldivenlerin, kafanızı yanlışlıkla düşürdüğünüzde sizi oracıkta bekleyen sandık altında yıllarca saklanmış rutubetli gözlerin bir tesadüf olmadığını düşünüyorsunuz. Siz de tıpkı benim gibi, aşkın da hüznün de eşit adımlarla yürüdüğünü  ama bir arpa boyu yol gidemediğini düşünüyorsunuz.

Hatta biliyorsunuz.

Siz,

Sevgili kadim dostlarım,

Duyduğuma göre geceleri yatağınıza kıvrılıyormuş hüzün. Ufalanmış renkli çarşaflarınızın içinden yorgunluk kokan koynunuza giriyormuş. Açık pencerenizi annenizin tüm söylenmelerine rağmen kapatmışken. Üstelik tüm kapılarınız kilitli!

Siz mi alıyorsunuz yoksa onu içeri?

Siz alıyorsunuz değil mi kadim dostlarım?

Tıpkı benim gibi siz de, bilerek aralık bırakıyorsunuz kapınızı. Pencerelerinizin demirlerini söküyorsunuz ellerinizi kan revan içinde bırakıncaya kadar. Aslında hiç kilitli de olmuyor sinekliği parçalanmış balkon kapınız. Değil mi?

Siz de tıpkı benim gibi.

Değil mi, kadim dostlarım?

 

Np: John Frusciante – Time Tonight

 

Bilgi paylaştıkça çoğalır
Önceki konuKürdan
Sonraki konuKarantina Dergi Ahalisinin Kitap Önerileri
Dünya masallarını anlatmakta ünlüymüş. Ünlü dediysek, kendi mahallesinde. Duyumlara göre Tezer Özlü severmiş çokça. Arada Kafkalığı tutarmış, bazen kendi kendine sayıklarmış, bazen de bilinmeyen dillerle konuşurmuş. Edebiyat bitirmiş, öykü yazmış, roman okumuş.

Bir yorumda siz bırakın

Please enter your comment!
Please enter your name here