Bilgi paylaştıkça çoğalır

Sen mutluluğun resmini çizebilir misin diye sormuştu Nazım Hikmet, Abidin Dino’ya. Aslında soruyu soran da soruyu cevaplayacak kişi de biliyordu işin sanıldığı gibi kolay olmadığını. Onlar dostluklarını her şeyden hatta sanatlarından çok daha önemsediler. Düşünüyorum da Abidin olmasaydı Nazım olur muydu? Yahut Abidin olmasaydı; Yaşar Kemal, Orhan Kemal hatta Ali Özgentürk olur muydu? Ya bu önemli simalar olmasaydı Abidin Dino, Abidin Dino olabilir miydi? Olamazdı gibi geliyor bana..

Ali Özgentürk Adana’da gerçekleşen bir söyleşisinde, Abidin Dino’nun katkılarıyla Paris’te filminin montajını yaptırdığını hatta Abidin Dino’nun tek tek insanlarla görüşüp, filminin montajını ile bizzat kendisinin ilgilendiğini anlatmıştı.

Abidin Dino Sanat Parkı’nı hazırlarken Güzin Dino ile bağlantı kurduğumuzda, Güzin Hanım o dönem, Halkevi olarak kullanılan bahçede Abidin Dino’nun Yaşar Kemal ve Orhan Kemal ile sık sık bir araya geldiğinin, birlikte sanat tartıştıklarının bilgisini vermişti bize. Onların aynı zamanda birbirlerinin gelişimine katkı sağladıklarını da bu sayede gördük. Bugün Yaşar Kemal’e Abidin Dino’yu sorduğumuzda saatlerce O’nunla olan dostluklarını, beraber neler yaptıklarını anlatır.

Bizler sanatında başarılı olmuş kişilerin geçmişlerine bakıp, hayatlarını incelendiğimizde dostluklarının baki oluğunu görüyoruz. Bugün sanatın emekleme safhasında olan bizler, bize yol gösteren kişilerle nasıl bir bağ içindeyiz diye düşüneniz muhakkak olmuştur. Bana göre sanatçı sizi bir yere taşıyabilir ama siz o kişinin kanatlarından ayrılıp özgür uçmak için yola çıkarken dostluğunuza da kordon bağı gibi sıkı sıkı sarılmalısınız.

Elbette ki bu yolda yalnız kalacaksınız, muhtemelen çok yakınınızdaki sizi bırakıp karşınıza tanımadığınız biri olarak çıkacak. Ama muhakkak sizinle aynı çizgide yürüyecek, sizi bir yere taşımak için çaba sarf edecek birileri de olacaktır. Çünkü o kişi sanatını oluştururken sizin dostluğunuzla da kendisini, bakış açısını güçlendiriyor. Birbirine sıkı sıkı bağlı olan dostluklar aynı zamanda yaptıkları işlerde de birbirinden etkilenirler. Bu etkilenme dostlukla birlikte sizi bir yerlere taşır. Ondandır sanatçıları nadide çiçekler gibi saklayalım demem.

Kendi adıma Etem Çalışkan’a baktığımda yazı dedem olduğu için kendimi çok daha önemli hissetmeme neden oluyor. Çünkü o sadece Atamız’ın yattığı yeri süslemekle kalmamış, bugün Atamız’ı hatırlatacak her şeyde onun imzasını görüyoruz.

Bugün onunla birlikte sergi açıp, ondan sanat hakkında çok şey öğreniyoruz. Onun hayat felsefesi bizi aydınlatmakla kalmıyor, etkisi altına alarak ilişkilerimizi ona göre şekillendirmemizi sağlıyor.

Bir yorumda siz bırakın

Please enter your comment!
Please enter your name here