Bilgi paylaştıkça çoğalır

Özgür olmak öyle hissetmek bir insan için ne kadar naif bir duygu değil mi? Aslında değil. Özgür insanlar değiliz malesef. Esaret altındayız hem ruhsal hem içsel. Öyle bir mahkumiyet ki bu, insan kendi kendisini zincirler. Öyle bir mahkumiyet ki bu anahtar da bizleriz hücre de … Hayat şartları, ekonomik durumlar, kapitalist düzen masalları değil. Benliğimizde olan derinde, özde, en dipte egolarımızın ardında saklı bekleyen…

Ne kadar özgürüz? İstedigimiz insanı eleştirebilir, istediğimiz kişiyle seks yapabiliriz, istediğimiz içkiyi içebilir, istediğimiz mekanda eğleniriz, istediğimiz insanla arkadaş olur, istediğimiz konulardan konuşuruz, istediğimiz gibi giyinir, hayatı keyfimize göre yaşarız. Peki ya yanılıyorsak? Kendimizi kandırıyorsak? Aslında tam olarak yaptığımız bu. Biz kendimizi kandırıyoruz… Birinin özgür olduğunu nasıl anlarız? Özgür insan kendi gibi, olduğu gibi görünmekten korkmayan insandır. İyi ya da kötü her özelliğiyle kendisini tanıyor ve bunu kabulleniyordur. Çirkin olabilir yahut beceriksiz hatta tembel ne farkeder ki? O özgürdür. Zengin veya yoksul olması bunu değiştirmez. Bu kalbindedir, derinlerde… Eğer ki birini seviyorsa bunu söylemekten çekinmez çünkü o özgürdür. Egosuna yenik düşmez, reddedilince yıkılmaz çünkü o herhangi bir tescile ihtiyaç duymuyordur, özgürdür en nihayetinde. Egosunun kölesi olan biri için böyle değildir hayat. Sevse söyleyemez anlatamaz derdini. Beslediği duyguyu dile getiremez. İma eder anlamasını bekler .Halbuki dolaylı anlatımların ucu her zaman açıktır. O asla reddedilmeyecektir çünkü beklediği tepkiyi görmezse karşı tarafa bir yanlış anlaşılma olduğunu iddia edip kendisini avutacaktır. Kalbinde pişmanlık ve tamamlanmayan hayallere… Hayat boyu sevgiden mahrum kalmanın acısı reddedilmenin acısından fazladır. Dostlukları aşkları gibi yavandır bunların. Arkadaş ortamlarında da kesinlikle kendileri değillerdir. Bu nedenle arkadaşları genellikle bu tip insanlar olacaktır. Dostluk adına toplandıklarında birbirlerine oskarlık oyunculuklar sergileyip gizli bir güç savaşına girecekler, egolar doyacak belki fakat bir tarafları hep yarım kalacak yalnızlıklarına lanet edeceklerdir. Sevmedikleri işlerden kazandıkları paralarla gösteriş yapacak, güçlü olduklarını zannedecekler. Oysa özgür insan bir başka yaşar hayatı. Bir başka canlıdır, rüzgarı, güneşi , kuşların cıvıltılarını, çocukların kahkahalarını bir başka hisseder bünye . Özgür insanın ılık ve mağrur bir tebessümü vardır. Yüzünüze gülünce kalbinizde mayhoş bir uyuşma, içinizde tatlı bir sıcaklık oluşur. Özgür insan size dokununca ruhu kalbinize değer. Özgür olmalı insan, belki biraz yalnız ama sevilen. Belki biraz mağrur ama gururlu. Öfkesi de sevgisi de gerçek olmalı. Egonun yarattığı hırçınlıktan muhaftır özgür insan. Her insan özgür olsa keşke ama özgürlük için savaşmak gerekir.

Bilgi paylaştıkça çoğalır
Önceki konuTercih
Sonraki konuSessizlik – Tolga Canarslan
11 Ekim 1982 yılının serin bir son bahar akşamında doğmuşum. Hayalim futbolcu olmaktı.. En büyük tutkum ise Beşiktaş. Çocukluğum, dünya kupası heyecanına eşdeğer mahalle maçlarının Şifo Mehmet'i, Sarı fırtına Metin'i olmakla geçti. Profesyonel futbolcu da oldum ama uzun sürmedi, benim futbolu sevdiğim kadar onun beni sevmediğini fark ettim. Özel bir firma bünyesinde fotoğrafçı olarak çalışmaktayım. Aynı zamanda Boxer dergisinde köşe yazıları yazıyorum.

Bir yorumda siz bırakın

Please enter your comment!
Please enter your name here