Bilgi paylaştıkça çoğalır

Londra gibiydin son gördüğümde seni,
Arnavut kaldırımlarında çamur kokusu vardı.
Gri gözlü, bembeyaz bir kadındı tebessümler,
En kısa hayat çizgisi oluvermişti gülümsemen;
Kelimeler yalnızca bir diğer kalp atışı,
Cümleler yalnızca iki hece.

Londra gibiydin ilk gördüğümde seni,
Soğuk ve yağmurluydun, atmosferinde bulut kokusu
Baharı sever gibi severdi şair seni oysa,
Kepenkleri kapatıp gitmekti en çok koyan şüphesiz, öyle ki;
Dört mevsim seni yaşamak varken,
Yaz bile gittiğinde senin olduğun şehirden,
Güzü arkada kalırdı.

Londra gibiydin ilk gördüğümde seni;
Sokaklarında sayısız hırsız vardı elleri sopalı,
Rögar kapaklarına sıkışmış şişman fareler…
Çil yağmıştı sanki yüzüne gökyüzünden.
Baktıkça sana gönlüm kamaşır, dudaklarından ölmek isterdim.

Londra gibiydin son gördüğümde seni;
Güneşi görmemiş kaldırım taşlarında gözyaşları vardı.
Cesetler yüzüyordu akıntısında nehrinin,
Kör şairin sağır karısı beyazları çitiliyordu.
Mutluluk, bir başkasının sevgilisiydi bizim için,
Unutmaksa ‘namümkün’ …

Bir yorumda siz bırakın

Please enter your comment!
Please enter your name here