Bilgi paylaştıkça çoğalır

ALİ AYŞE’Yİ SEVİYORSA BUNDAN BANANE

Hem neden Mehmet Selin’i sevmiyor da seven hep Ali oluyor anlamış değilim. Şaka bir yana uzun süredir, karşıma çıkan duvar yazıları hakkında bir yazı yazmayı düşünüyordum. Sanırım benim de âşık olmam bu yazının yazılmasına bir kibrit çakmaya yetti.

1

Bu insanlarda hiç mi hiç akıl yok! Arkeolog olduğumu duyan birçok kişi tanışır tanışmaz yurtdışına çıkarılan eserlerin ülkemizde olmamasından dolayı üzüntülerini dile getiriyor. Belki üzüntü duymakta haklı olabilirler ama ben hiç üzüntü duymuyorum. Çünkü onlar bizim sahip çıkamadığımız kültürümüze kol kanat geriyorlar. Nasıl diyenler olacağını düşünerek tek bir örnek üzerinden bu savımı kanıtlamak istiyorum.

2

Bir dönem Zeus Tapınağı; Osmanlı yöneticileri tarafından önemsiz bir taş yığını olarak görülüyor. Almanlarla bir anlaşma yapılarak bu taş yığınının Berlin’e götürülmesine izin veriliyor. Ve iyi ki de izin veriliyor. Her neyse Berlin Müzesi’ne götürülen tapınak, monte edildikten sonra müze binası inşa ediliyor. Bu insanlarda hiç mi hiç akıl yok! Bence hiiçç yok! Peki Ayşe Ali’yi seviyor mu? Parçaları birleştirme yetimizin sağlam olmadığı, kolayca bütüne ulaşmaya çalışan bir toplum olmamızdan mütevellit önemsiz görülen şeylerin ne kadar kıymetli olduğunu görüyoruz. Peki düşündünüz mü Zeus Tapınağı bizim topraklarımızda bir müzede sergilenseydi nasıl olurdu diye? Ben bir çok kez düşündüm. Eminim bir müzenin bahçesine gelişi güzel bırakılıp, üzerinde ‘Ayşe Ali’yi , Ali de eşek değil ya Ayşe’yi seviyor’ yazıları yazılacaktı. Ya da en önemlisi yağmur sularıyla da bozulmasını hep birlikte izleyecektik. Satsneferu’yu kim sevecek ? Peki neden Satsneferu’yu getirmek istiyorsunuz, neden bunun için imza kampanyası oluşturdunuz diye soranlar olacaktır. Evet sahip olduğumuz tüm zenginliklerin nefes alıp verdiğimiz coğrafya da olması herkesten çok beni mutlu edecektir. Ama sahip çıkamıyorsak göz göre göre yok olmasını mı seyredeceğiz?

3 (1)

Gelelim Satsneferu’ya; kentin tarihini tespit etme de çok önemli olduğu için O muhakkak ve muhakkak Adana’da olmalıdır diyorum. Keşke tüm bu eserlerimizi koruyabilecek gücümüz olsa ama ne mümkün. Hal böyle olunca küçük olabilecek bir buluntu bazı zaman çok önemli sonuçlara vesile olunca biz de bunların ülkemizde olmasını istiyoruz. Hiç gördünüz mü başka ülkelerde bir ‘Aşık’ın bir sanat eserinin üzerine adını yazdığını… Görmemişsinizdir varsa da sayıca azdır. Peki bu neden bizim ülkemizde çok sık karşımıza çıkan bir durum … Ben söyleyeyim! Daha ilkokul çağındayken bir sanat eserine nasıl davranılacağının öğretilmesi gerekiyor. Belki bir çok öğretmen bu söyleyeceğime tepki gösterecek ama malesef öncelikle öğretmenler eğitilmeli. Öyle ki bazı öğretmenler müzelerimize getirdikleri öğrencilerine ‘Hadi çocuklar kendi kendinize bakının’ diyerek hiçbir anlatımın yapılmasını istemeden ve kendileri de bilgi vermeden ilham perilerinin evinden yani müzeden ayrıldıklarına tanık oluyoruz. Neyse ki kimi öğretmenlerin de, müzelerin insana neler kazandıracağını anlattığını görüyoruz. Sanat eğitimi daha küçük yaşlarda verilmezse ne zaman verilir? Neden ben Ali’yi suçlayayım? Ali mi suçlu ya da Ayşe’nin ne kabahati var? Asıl suçlu sizce kim ?..

Yazara ulaşmak isteyenler için: mearici@hotmail.com

Bir yorumda siz bırakın

Please enter your comment!
Please enter your name here