Bilgi paylaştıkça çoğalır

Daha dış dünyayı keşfetmediğim, Amerika’nın aşağıki mahalle olduğunu sandığım yaşlarda benim için dünya anlamına gelen yerdi mahalle. Sanırdım ki tüm yerküreyi, bütün insanlığı tanıyorum, hem de lakaplarıyla. Evet, mahallede herkesin bir lakabı vardı.. “Süzme” kategorisine giren arkadaşların geçmişte koyduğu, kişinin karakterini ucundan da olsa yakalayan isimler. Aç Hasan, Tom Yaşar ,Dolap Osman, Karga Eyüp, Tavuk Ceyhun,Palavra Adem, General Azmanyak vs..

Mahalle kültüründe sokaklarda taştan kaleler ve 3 kornerin penaltı olduğu bitmek bilmez maçlar vardır. Küçüksen kalede, ağır abiysen forvettesindir.Annesi tarafından yeni yıkanıp sokağa salınan çocuklar vardır. Ellerine tutuşturulan ekmek arası sarelle ve sola taranmış Tarık Akan modeli saçlarıyla. Akşam ezanından önce eve gitmeler vardır. Sanki yatsıya kalsak uzaylılar kaçıracakmış gibi.Ağaç tepelerinde hayal kurmak ve gruplar halinde güneş battıktan sonra saklambaç oynamalar vardır .Gazoz kapağı toplamak, futbolcu kartı biriktirmek, kar yağdığında kıçının altında bir muşambayla kaymak, gördüğü her yavru kediyi, köpeği sahiplenmek vardır..

Mahalle kültüründe ‘Bir tur versene kanka’cılar vardır. Bindi mi bisiklete inmek bilmezler. Annesi tarafından bizzat sofra bezinden bozma pijamalı çocuklar vardır yaz kış sümüklü burunlarıyla alay konusu olan, balkonda çay içen atletli kel ve şişman amcalar vardır. Gürültü yapana kızar ve her sene yolları bir türlü yapmayan belediyeye küfreder.

Çocuklar kavga ettiğinde anne-babalar bilmez bile kavga ettiklerini, bakkal amcalar vardır çünkü her zaman orta yolu bulan ve soğuk meyveli gazozlarını barış için tokuşturan çocuklar. – Elindeki düdükle geceleri eğlenceli hale getiren bekçisinden, mahalleyi mesken tutmuş bozacısına, kısır ve patates salatasının olmazsa olmazı olduğu buluşmalardan, ekmek aldırmak için sokak arasında top oynayan çocukların evlerden çıkmalarını bekleyen camdaki teyzeye kadar birçok güzelliği bünyesinde barındırır.

Gerçi buralarda yaşayışın, samimi olmasından ötürü iyi olduğu kadar kötü tarafları da vardır. Sokağa çıktığınızda selam vereceğiniz insanların olması iyi tarafıyken, yine aynı insanların balkonlarında merak dolu bakışları ve bitmek bilmeyen dedikoduları ile hayatınız üzerinde söz sahibi olmak istemesi ise olumsuz taraflarındandır.

Büyük bir merak içinde geçirir insanlar ömürlerini böyle yerlerde. Kim ne yapmış, kimin evine kim girmiş, kim kiminle sevişmiş, performansı nasılmış gibi konular başlıca meşgalelerdendir. Ama aynı zamanda yardıma ihtiyacınız olduğunda yine aynı insanların yanınızda olacağını bilirsiniz. Topunuzu kesen de, susadığında bahçesinden su içiren de aynı amcadır en nihayetinde. Mahalle kültüründe dostlar daha bir dost, anneler daha bir annedir. İçinden zillere basıp kaçmak gelir her seferinde. aynı şeylere gülmek, aynı kavgalara girmek, aynı kızları sevmek… Mahalle kültürü demek paylaşmak demek! Sadece mutluluğunu değil mutsuzluğunu da bölüşmektir.

Eğer evin birinde aşure pişerse o aşureden size de geleceğini bilerek yaşamak isterseniz.Traktörle domates patates satan birilerini sık sık mahallenizde görmek isterseniz, bayramlarda torpil patlatan küçük fırlamaları görmek isterseniz, top size doğru gelirken kalabalık bir gruptan ‘’ Abi topu atsana’’ kelimelerini duymak isterseniz, yazın yün çırpan kadınlar görmek isterseniz en fazla 5-10 seneniz daha ya var ya yok…

Çocukluğumuzu geçirdiğimiz mahalle anlayışı bugün tükenmek üzere, bu yüzdendir ki; çocuklarımızı evlerimize kapatıp onların çocukluklarını öldürüyoruz. Artık beş yaşlarına geldiklerinde, koca adamlar gibi cümleler kuruyorlar.. Evlerimiz oyuncak çöplüğüne dönüyor ama çocuklar daha fazlası için daha yenisi için eskiyi kırıyor, döküyor.. Bir oda dolusu oyuncağı kimseyle paylaşmıyor..

Mahalle kültürü, son mezunlarını 90’lı yıllarda vermiş evlere bilgisayar ve internetin girmesiyle, günümüz çocuklarının ebeveynleri tarafından uzak tutulmaya çalışıldığı sabah 8 akşam 5 aralığında yıllar boyunca hizmet vermiş ve bir çoğumuzun halen özlemekten öldüğü kültürdür.

Büyüyüp iş hayatına girdikten sonra profesyonel davranmaktan , önüme hedefler koymaktan , analitik düşünmekten bıktım usandım artık. Mahalle göremiyorum hiçbir yerde, iş merkezlerinin arasında evi olan ve orada sadece ertesi gün için dinlenen insanlar haline geldik.

Başlarım iş hayatına, profesyonel düşüncesine, hedeflere, müşteri yönetimine. Getirin topu da arka mahalleyle maç yapalım hem de kolasina..

Bilgi paylaştıkça çoğalır
Önceki konuListen Loudly: “Indie Junkies”
Sonraki konuHababam Sınıfı Nasıl Doğdu?
11 Ekim 1982 yılının serin bir son bahar akşamında doğmuşum. Hayalim futbolcu olmaktı.. En büyük tutkum ise Beşiktaş. Çocukluğum, dünya kupası heyecanına eşdeğer mahalle maçlarının Şifo Mehmet'i, Sarı fırtına Metin'i olmakla geçti. Profesyonel futbolcu da oldum ama uzun sürmedi, benim futbolu sevdiğim kadar onun beni sevmediğini fark ettim. Özel bir firma bünyesinde fotoğrafçı olarak çalışmaktayım. Aynı zamanda Boxer dergisinde köşe yazıları yazıyorum.

Bir yorumda siz bırakın

Please enter your comment!
Please enter your name here