Bilgi paylaştıkça çoğalır

Merdivenlerden hızla iniyordu. Arkasına bakmadan koşabildiği kadar hızlı koşuyordu. Üçüncü kata geldiğinde komşusunun çiçeklerine çarpmamak için korkuluklardan atladı. Adrenalini tavan seviyedeydi. İkinci katta kapı önündeki paspasta ayağı kaydı. Tam düşmek üzereyken aşırı süratinin de etkisiyle son anda el attı solundaki duvara, attığı el yardımıyla kurduğu dengesi dönemeyeceğini anladığında bedenini duvara çarpmamak için kaldırdı kocaman ayaklarını. Bastı karşısındaki duvara. Duvardan yere paralelledi uzun bedenini. Sağ eli ile omzunun altındaki korkuluktan tuttu. Duvarda üç adım attı. Sonra atladı ikinci kat ile birinci kat arasındaki merdiven düzlüğüne. Hızını kaybetmedi. Apartmanın çıkışına kadar karşısına engel çıkmadı. Şaşırdı. Açık kapıdan hızla çıktı, sağa döndü. En kalabalık saatiydi günün. İnsanların arasından geçiyor. Küçük çocukların üstünden atlıyor, birkaç anneyi kendine düşman ediyordu. İleriden sağa dönecekti yine ama yoldaki kazayı uzaktan görünce sağdaki ilk kapıdan girdi. Büyük elektronik mağazasının içinden hızla koştu. Arka kapıdan hızla çıktı. Çıkar çıkmaz insanların daha yoğun olduğu dar yola girdi. Başını sağa çevirdi. Üzerinde küçük eşyaları sergilemek için kurulmuş panele bastı, zıpladı. Elleriyle tuttuğu çinko çatıya kendini çekti. Üzerine çıktı. Üzerilerine hızla gelen insanı gören kediler aniden sağa sola kaçışmaya, dar yoldaki insanların üzerlerine atlamaya başladı. Kedilere aldırış etmeden koşmaya devam etti. Yolun sağa doğru meyil aldığını fark edince sol taraftaki çinko çatıya atladı. Yoldaki insanlar üzerilerinden uçan cisme baktı. Bakışları görmedi. Şaşkın birkaç alkış ve hiddetli birkaç küfür duydu. Çinkoları gürültüyle koşarken soldaki açık camların birinden atladı. Girdiği büroda gürültü koptu. Çığlıklar eşliğinde açık kapıdan çıktı. Soldan merdivenleri çıkmaya başladı. İkinci katta merdivenin hemen karşısındaki iki kapıdan soldakine daldı. Kapı gürültüyle açıldı. Dar koridora ait kapıların ilkinden bir erkeğin, ikincisinden bir kadın başı göründü. Hızla yanlarından geçti. Önündeki kapalı camın içinden kırarak geçti. Beş metre ilerideki alış veriş merkezinin sigara içilebilen balkonuna atladı. Bir takla atıp sol elini ve sol dizini bükerek yerde tuttu, sağ bacağını dizini kırmadan açtı. Tek takla atarak dengesini sağladı. Anında ayağa kalktı. Sigara dumanlarından uzak durmak için ilk denk gelen masaya çıktı. Masaların üzerinden koşmaya başladı. Geçtiği her yerden yankılar uyandırıyordu. Geldiğini gören gençlerden biri masayı önünden çekti. Masanın çekildiğini fark ettiğinde sol bacağı henüz düz hale gelmemiş ve zıplamasına müsade edecek konumdaydı. Zıpladı. Sola doğru. Masayı çeken çocuğun omzuna tüm kuvvetiyle bastı. Anlık baskısına direnç buldu. Sağa zıpladı. Duvarda aşağı doğru bir eğimle koşmaya başladı. Hızla attı adımlarını. Sağ eli duvarda, sol eli denge için yukarıdaydı. Aşağı doğru iyice hızlandı, bu hızla balkonun kenar duvarında durabilmesi mümkün değildi. Soldaki büyük toprak dolu saksıya zıpladı, saksının kestiği hızıyla balkon kenarlarına atladı. Balkon kenarında durdu. Balkondan aşağısı üç kat ve birde zemin kata inen boşlukla dört kattı. Kenardan geriye döndü. Geldiği yöndeki şaşkın ifadelere baktı. Bir oturan dahi bırakmamıştı gerisinde. Herkes ayakta şaşkın ifadelerle bakıyordu. Omzuna bastığı çocuk yaptığı yanlışın farkını omzuna binen derin acıyla anladı. Gülümsedi şaşkın insanlara.

Kollarını açtı ve geriye doğru bıraktı kendini boşluğa…

Boşlukta süzüldüğü iki saniyeden dar zamanda vücudunu ters çevirdi ve çivi gibi yere doğru hızlanmaya başladı. Boynundan aldığı havluyu sokak görüntüsü vermek için konulan ışıklandırma direğine geçirdi. Sağ ayağını direğin orta kısımlarında bastı. Çok az sürüklendi ve sağ bacağındaki tüm kaslarıyla kendini geriye attı. Sağ elindeki havlunun ucunu bıraktı. Geriye doğru tekrar düşmeye başladı. Düşerken balkondaki bakışlardan sesler geldi;“Yakalayın onu!” sarıldığı direğin bulunduğu kattaki güvenlik görevlisi arkasına baktığında aşağı süzülen birini gördü. Ellerini telsizine attı. Seslendi telsizin diğer ucundakilere; “Biri aşağıya atladı!” arkasından baktı cam balkondan aşağı. Gördüğüne inanamadı. Geriye doğru havada salto atan adam bir alttaki cam balkon kenarına basıp tekrar zıpladı. Atladığı balkondan gördüğü üçüncü kata doğru zıplamıştı. O zıpladığı sırada yani havadayken telsizine tekrar sarıldı güvenlik görevlisi; “Uzun boylu beyaz eşofmanlı adamı yakalayın!” telsizlerden sorular yağmaya başladı; “En son nerede görüldü?” şaşkınlıkla verildi cevap; “Havada!” konuşmalar başladığında havada olan adam konuşmalar bitene kadar hesapladığı adresine varmıştı. Bir katı daha vardı. Hedefindeki aydınlatma direğinin üstünden tutup kata geldi. Direğin solundan altı metre daha koştu ve oradan da atladı. Cam balkona bu sefer temas etmedi. Göğsünü gerdi kollarını açtı iki yana. Dizlerini karnında birleştirdi. Kollarını kapattı. Bir takla attı havada. Taklasının ardından bacaklarını kaslarını kasmadan açtı. Ayakları yere konduğunda kollarını açtı ve yere doğru hamle yaptı vücudu yay gibi yere doğru büzülürken. Güçlü bacakları yayın sıkıştırılması gibi potansiyel enerjiyle dolmuştu. Hiç beklemedi, kinetiğe geçti. Koşmaya başladı. Havuzun kenarına bastı. Havuzun üstünden atladı. Sol taraftan koşmaya devam etti. Annesinin yanında balonu kendinden göğe doğru uzaklaştığı için ağlayan çocuğu gördü. Balon yukarı yükseliyordu. Havuzun bitimindeki çiçekçinin ahşaptan standına bastı, oradan da çiçekçinin çatısına çıktı. Biraz daha koştu ve zıpladı. İki parmağıyla kaptı yükselmekte olan balonun ipini ve çocuğun yanına kahraman edasıyla indi. Balonun ipini çocuğa verdi yanağını okşadı ve gülümsedi. Tekrar ayağa kalktı ve koşmaya başladı. Karşısına gelen yürüyen merdivenlerden yukarı çıkana yön aldı. İnsanların arasından hızla çıktı. Önüne çıkan spor mağazasına daldı. Havlulara doğru koştu ve ilk eline geçen havluyla yüzünü sildi. Havluyu ayakkabıların üzerine attı. Arkasından güvenlik görevlileri koşmaya başladı. Geldiği kapıya doğru döndüğünde kapıda iki güvenlik görevlisi daha gördü. Mağazanın içindeki yürüyen merdivenleri kullandı ve yukarı çıktı. Spor mağazasının yukarıdaki kapısından koşarak ayrıldı. Güvenlik görevlileri de peşinden. Kapıdan çıkar çıkmaz sola döndü. Koşmaya devam etti.

İnsanların arasından hızla geçiyordu. Karşısından kendisine doğru gelen bir güvenlik görevlisi daha gördü. Gülümsedi. İlk gördüğü mağazadan içeri girdi. Kitap ve müzik market D&R, en hareketli müşterisini ağırlıyordu. Diğer kapısından geçmeden önce durdu ve tezgâhta duran kadına önünde duran “İroni” isimli kitabın fiyatını sordu. Gülümsedi. Cevabı beklemeden kitabı aldığı gibi kaçtı. Kadın şaştı. Kapıdan çıkınca sağa döndü. Döner dönmez gördüğü güzel kızın yanına koştu. Yanında durdu. Kızın ellerini kavradı ve kitabı ona verdi. Bir göz attı ve arkasına bakmadan hızla koşmaya devam etti. Cam balkonlara tekrar geldiğinde sola döndü. Elindeki su şişesini ağzına götüren adamın arkasından gelerek şişeyi kaptı. Hızla suyu içti ve bir kısmını başından aşağı boşalttı. Şişeyi yere attı. Yarattığı harareti şişeye gömdü. Tekrar hızlandı. Aşağı kata yön alan merdivenlerin başına geldiğinde birden durdu. Yavaş ve sakince indi. Kapıda kalabalığa karıştı. Kapıdaki güvenlik görevlilerini atlatır atlatmaz tekrar koşmaya başladı. Ellerinde poşetlerle dolaşan insanların yanından hızla geçti ilk aradan sağa döndü. Koştuğunu gören polisler peşine takıldı. Arkasından dur diye bağırdılar. Kalabalıkta bir sağa bir sola zıplıyor. Bir görünüp bir kayboluyordu polisler için. Kalabalığın tersine sağa döndü. Geniş yolda araçların arasına daldı. Arabaların kiminin üstünden atladı kimininse yanında geçti. Yüz metre kadar koştuktan sonra tekrar sağa döndü. Üstü kapalı pasajın içinden koşmaya devam etti. Pasajın çıkışından sağa döndü. Dar kaldırımda bir yola bir kaldırıma zıplayarak kırk üç metre daha ilerledi. Tekrar sağa döndü. Girdiği caminin avlusunda pek fazla insan yoktu. İbadet vaktine henüz vardı. Caminin arkasından sola döndü cami duvarı ile bahçe duvarı arasındaki toprak yokuştan yukarı doğru koştu. Yokuşun sonuna geldiğinde bir metreden az duvarın üzerinden atladı. Atladığı gecekondunun çatısından koşmaya devam etti. Çatının bitiminde karşıdaki balkona zıpladı. Balkonun kenarlarını son anda tuttu. Kendini yukarı çekmeye çalışırken sol eli kaydı. Sol eli boşluğa doğru sallandı. Sağ eliyle çok az kendini yukarı çekti ve sol elini balkona savurdu. Kendini iki eliyle yukarı çekti. Bacaklarını dizinden kırdı ve yukarı zıpladı. Boş dairenin balkon kapısının kapalı olduğunu gördü. Balkonun kenarına çıktı ve sıçradı. Üst kattaki balkonun kenarlarına yetişti. Oraya kendini çekti ve açık kapıdan içeri daldı. İçeride sevişen genç çift ne olduğunu anlayamadan yanlarından hızla geçti. Evin kapısını açtı. Apartmanın merdivenleriyle karşılaştı ve sola döndü. Yukarı koşmaya başladı. Son kata geldiğinde duvara monte merdivenleri tırmandı ve çatıya çıktı, çatının üstünden sola doğru koşmaya devam etti. Yedi katı binanın çatısından altı katlı olanın çatısına atladı. Sola döndü. Birkaç kiremidin üstünde kaydı. Üzerinde kaydığı kiremitler yerinden çıktı. Onlar aşağı düşerken kendisi karşı beş katlı binanın çatısına geçti. Çatının en sivri yerinden koşmaya devam etti. Çatının ucuna gelince durdu. Karşıdaki binanın beşinci katına baktı gerildi ve atladı. Gürültüyle içeri doldu. Televizyonun karşısındaki tekerlekli sandalyesine oturdu. Gürültüyü duyan annesi yanına geldi. Boynundan aşağısı felçli oğlunun yanaklarından öptü. Yere düşen kumandayı aldı. Televizyondaki kanalı değiştirdi. Açık balkon kapısını kapattı. Oğlunun yanındaki tek kişilik koltuğa oturdu. Televizyonda konuşan adamlardan biri sordu:

Bu adamlar nereye koşuyor?

Oğlu cevap verdi mırıldanarak: Kendine!

Başını sağa çevirdi. Gözlerini kapadı. Annesinin yanındaki tekerlekli sandalyenin üstünde ağzından akan salyaları silemeden içerideki televizyon gürültüsüyle uyudu…

Bilgi paylaştıkça çoğalır
Önceki konuBusy Tone
Sonraki konuHome
Mutfakta kırılacak çok eşya olduğundan, salonda oturanlar rahatsız olmasın diye çatı katına çıkıyoruz.

Bir yorumda siz bırakın

Please enter your comment!
Please enter your name here