Bilgi paylaştıkça çoğalır

Sofar Sounds’u ilk kez bigumigu’da okumuştum. Heyecanla başvurumu yaptım ve geri dönüşlerini bekledim. 5 yaşında kemanla başlayan müzikal maceram, bana samimiyetin oturma odalarında olduğunu öğretti.

Türkiye’de müziğin oturma odalarına taşınacak olması beni mutlu etti.

Bir mail serisinin son gününde yeri, saati ve grupları öğrendim. Müzisyenlerin hiç biri büyük PR şirketlerinin ve pazarlama stratejilerinin ürünü değildi.

Benim için Sofar Sounds’un en ilgi çekici yanı kurallarıydı.

Yer kısıtlı olduğu için samimi bir şekilde bulduğunuz yere oturuyorsunuz. İlla yere oturmam derseniz minderinizi alıp gelebiliyorsunuz. Ben öyle yaptım 🙂  Hiç tanımadığınız insanlarla yan yana olmak ve müziğin tadını çıkarmak ister istemez sizi birbirinize yakınlaştırıyor. Müzikseverlerle ve müzisyenlerle aranızda organik bir bağ oluşuyor.

sofar2

Konserlerde müzikten sonra öne çıkan şey ise saygı. Türkiye’nin kültür sanat politikası ve sanat anlayışına baktığınızda bulamadığınız saygıyı Sofar’da bulabiliyorsunuz.  Ayrıca her hangi bir organizasyonda bulamadığınız sessizliği de Sofar’da yakalayabiliyorsunuz. Kimse kendi arasında konuşmuyor ve sadece müzisyenlerin yaptığı müziğe odaklanıyor. Öyle ki müzisyenler dahi karşılaştıkları kitle önünde heyecanlanıyor. Biz dinleyiciler nasıl ilk defa böyle bir müzikal deneyim yaşıyorsak müzisyenler de ilk defa “salt” bir dinleyici kitlesiyle karşılaşıyor. Kendilerine ve yaptıkları müziğe değer verildiğini hissediyorlar.  Böylece  gerçek bir ‘dinleme odası’ deneyimi yaşanıyor. Bu deneyim süresince mesajlaşmak, Sofar’la ilgili olmadığı müddetçe tweet atmak yasak. Bu yasak, müziği, iç dünyamızı ve düşüncelerimizi özgürleştiren bir yasak 🙂 3 saat boyunca kendinizi teknolojiden soyutlayarak müzikle var olmanın tadını çıkarabiliyorsunuz.

“Saygı”nın en öne çıktığı kurallardan biri de geliş saati. Verilen saatten çok kısa bir süre önce adreste olmanızı bekliyorlar çünkü performanslar kesinlikle saatinde başlıyor. Atılan maillerdeki: “Konser bitene kadar ayrılmamanızı rica ettiğimizi aklınızdan çıkarmayın, ilk çıkan ve son çıkan müzisyenler dahil tümü aynı ilgiyi hak ediyor.” Cümlesi ise müziğe verilen değerin ciddi bir simgesi.

Yanınızda yiyecek ve içecek getirmeniz yasak fakat size ikram edilen Bomonti biralardan istediğiniz kadar tüketebiliyorsunuz.

sofar3

Kaliteli müzik ve yeni müzisyenleri her hangi bir ücret ödemeden dinleyebiliyorsunuz. Müzisyenler ve dinleyiciler ile bir düş paylaşımı sürecine giriyorsunuz. Hiç tanımadığınız birinin oturma odasında dışarıda kalan dünyayı unutarak kendinize ayırdığınız özel bir vakit ve yeni bir keşif Sofar Sounds. Ben, Utkan la Deniz’in etkileyici sözlerini, içsel bestelerini; Burcu Tatlıses’in samimi ve tatlı müziğini ve Yolda’nın neşesini çok geç tanıdığım için kendimden utandım. Fakat onları Sofar’ın samimiyetinde tanımak bambaşkaydı. Dosttuk, birdik ve aynı bestenin farklı notalarıydık adeta. Organizatörlerin samimiyeti, saygısı ise beni çok etkiledi.

Sofar benim dış dünyadan kendime yaptığım yolculuğun kaçış biletiydi.

Yolda’nın hepimizle paylaştığı albümü sayesinde kaçışım devam ediyor.

Seni çok sevdim Sofar, oturma odalarımızı sana açalım, yolculuğumuz devam etsin.

 

Bir yorumda siz bırakın

Please enter your comment!
Please enter your name here