Bilgi paylaştıkça çoğalır

Kabullenme süreci…

Bazı insanlar kötüdür. Gerçekten kötüdür ve bunu görmek istemediğimizden kabullenemeyiz. Görmek istemememizin sebebi de korkmamızdır. Tabi doğal olarak kabullenemiyoruz. Daha da açık konuşmak gerekirse işimize gelmiyor çünkü bunu anladığımızda yıkılacağımızı biliyoruz. Ama hayat bu. Adaleti farklı işliyor. Bu kabullenme sürecinde sabırlı olmalıyız , olmalıyız çünkü içimizin rahatlayacağı bir dönem gelecek ve bal gibi kabulleneceğiz. (O dönem geldiğinde çok tatlı olacak o yüzden bal diyorum.) Demin korkuyoruz diyordun şimdi bal diyorsun çelişiyorsun diyebilirsiniz hayır şimdi dikkatli okuyun yazacaklarımı; öyle bir an gelecek ki öyle şeyler göreceğiz ki hem haklı çıkmanın hem de rahatlamanın verdiği o haz ile kabulleneceğiz. Evet o kötü biriydi! Öylece çıkacak ağzımızdan bu söz. Sonra biraz gülümseyip devam edeceğimiz hayatımıza. Şu an gözümüzde büyütüyoruz ya hani işte o an geldiğinde kısacık bir şaşırma yaşayacağız.

Olay örgüsünü tersten işleyelim:

Sonucu belli bal gibi tatlı fakat bu süreçte ya başımıza gelenler ne olacak. Üzüntülerimiz, darlanmalarımız, anlam veremediğimiz sıkıntılar, parmaklarımızı kıracak derecede çıtlatmalarımız, derin iç çekip off diye bağırmamız… Gider mi? Biter mi? Rüya mı? Yahu ben ne yaşıyorum diye kendi kendimizi yemelerimiz. Tüm bunlar olurken arada kaçırdığımız bir şey var. Kaçırmamız çok normal zaten aradan kaçan bir şey bu. Geçen taksici amcamın söylediği şey çok kısa ve netti: “Seven insan üzmez kızım, seni üzüp gidiyorsa değişmiştir, değiştiyse de emellerine ulaşmıştır, sen onu taşımış ulaşacağı yere bırakmışsındır.” Aradan ne güzel kaçmış değil mi? Yaşadığımız tüm ilişkiler bi’ nevi yolculuktur. Ya beraber devam edersiniz ya da varmak istediğiniz yere geldiğinizde inersiniz. Böylelikle ikiye ayrılıyoruz: Yoluna devam edenler ve bir durakta inenler.

-Yoluna devam edenlerdenseniz eğer tutarlı bir hayatınız var demektir. Çoğunlukla “Ulan nasıl değişebiliyorlar anlamıyorum.” gibi cümleler kurarsınız. Anlayamaman çok normal arkadaşım onlar gibi olsaydık zaten bunu anlardık. Yorma o güzel kıvılcımlı kafanı. Yoluna devam et bıkmadan! Bu yolculuğa devam ederken en çok dikkat edilmesi gereken ise cam kenarını kaptırmamaktır. Sakın kimseye yerinizi vermeyin.

-Yolculuğu bitirecekmiş gibi yapıp bir durakta inenlerdenseniz, hem çok insan üzmüş hem de rayına oturtamadığınız bir hayatınız var demektir. Yolculuk yapmak tabi ki en doğal hakkınız ama size tavsiyem lütfen ineceklerin yanına oturunuz. Onlarla daha mutlu olur ve her ne kadar gözünüz arkada kalmayacak gibi olsa da her otobüsün plakasına bakar duruma gelebilirsiniz. Her otobüs bir defa geçiyor üzgünüz.

Başlangıç:

Sırf uyanmasın diye dizlerin uyuştuğu halde kımıldamayan güzel ruhlu arkadaşım benim! Neden kendini suçluyorsun? Yolundan sapmadan yürüdüğün düzenini bozmadığın o güzel hayatın özleniyor, aranıyor ve bulunamıyor. Suçlama kendini sen çok güzel sevdin, saydın, gördün, biçtin, yaktın, yıktın, öptün, sarıldın, özledin ve sonra üzüldün. Hatta öyle güzel yas tuttun ki kalbin ondan arınana kadar ne güzel kapattın kendini! Ağırlıklarını attın şimdi daha hızlı ilerliyorsun. Ona ne mi olacak? Elini kaldıracak ve bir otobüs daha pardon bir beden daha bulacak kendine. Bu yüzdendir ki “Elimi sallasam ellisi” lafını hiç sevemedim.

Farkında olmak:

En güzel kısmı bu ya her ne kadar bazen başa çıkılamasa da yakın bir dostumun söylediği o güzel söz: “Sen çok savaştın ve şunu unuttun asıl savaşılmaya değer sendin!” hep aklımda. Hadi şimdi geri dönüp bunu üç defa daha okuyun hadi. Şimdi sizi üç defa öpüyorum!

Son okuduğum bir kitapta:

“Çevresindeki dünya ona çarpıp geri dönüyor, vurup parçalanıyor, bazen de ona yapışıp kalıyordu – ama asla onun içine sızamıyordu.” Paul Auster

Benim için yazılan cümle tam olarak böyleydi. Bir sonraki cümleye geçemedim haliyle ve düşünmeye başladım. Her şey nasıl bu hale geldi sorusunu sorarak başladım. Olanların hepsi suçluluk hissiyle başlamıştı. Onu her göremediğim gün için suçlu hissediyordum kendimi. Biraz daha abartıp bir put haline getirmiş olacağım ki her gün ona ibadet etmeden güne başlayamaz olduğumu gördüm. Yanlış bir yolda ilerlediğimi fark edene kadar bazı kazalara maruz kaldım. Kafamı kaldırıp etrafı kolaçan etmek için iyi bir darbe almam gerekliymiş. Ve kafaları eğin darbe geliyor: canınızı yakacak her şeyi acımadan yapıyor. Her şeyi! Bir düşmandan farkı yok en zayıf noktanızı biliyor ve hep aynı yerden vuruyor. Sizde üzülüyorsunuz di mi? Ben bu yazıya neden tersten başladım anladınız mı şimdi? Şimdi kafaları kaldırma zamanı. Sendelemekten korkmayın. Herkesin hayatında zırh olacak cinsten bir dostu vardır. Düştüğünüzde canınız acımayacak bu yüzden… ve hepimiz bir kez kötü olacağız ama iyi kalpli kötülerden, o otobüs ele geçirilecek!

Bir yorumda siz bırakın

Please enter your comment!
Please enter your name here