Bilgi paylaştıkça çoğalır

2014’ün bitimine yaklaştığımız yarı güneşli, yarı bulutlu ama genellikle şu soğuk günlerde; kışın burnumuzun dibinde olduğunu hepimiz hissediyoruz sanırım?
Peki  bu hafif depresif havaları nasıl aşabiliriz derseniz eğer, fotoğraf çekin ve bol müzik dinleyin derim. Yağmur, çamur önemsemeden kendinizi şehirde ufak bir gezintiye çıkarın (ister fotoğraf çekmeyi seven arkadaş grubunuzla, ister sevdiceğinizle, isterseniz de tek başınıza) sokakların ne kadar keyifli ve bir o kadar da gizemli hikâyeleri olduğunu keşfetmeniz konusunda ısrar ediyorum.

Klişe yerlere gitmekten bahsetmiyorum tabii ki; amacım kendi mahallenizden başlayarak,  bu haftasonu kendinize dair ufak bir şeylere ulaşmanız, yavaş ilerleyen zamanı değerlendirmeniz. Çünkü kış böyledir. Zaman olabildiğince yavaştır ve fotoğraf çekenler için değerlidir zamanın yavaşlığı; sürekli akmaya devam eden bir nehir, ya da esen bir rüzgardır ya hani hayat, tasvirle anlatmaya devam edebileceğimiz daha bir çok ağdalı sözcüklerin toplamıdır hani. Biz fotoğrafçıların dertlerinden bazıları;  onca kavramsal tezatlığa nazaran, hep an’ı yakalamak, yaşamak ve sonsuza kadar yaşatmaktır ya, işte Kış bunu daha kolay yapmanızı sağlar ya da o hissiyatı alırsınız havadan. Şu güne kadar fotoğrafla ilgili deneyimlediğim bir kaç şey varsa; içinde yaşadığımız şehir zaten başlı başına bir curcuna olduğundan, çekecek konuları kapıdan çıktığımız anda önümüze atacak. Bize en tatmin edici karelerini hiç beklemediğimiz yerlerde, büyük ihtimalle de insanları, sokaklarda yaşayan can dostlarımızı ve doğayı gözlemlerken verecek yine.

İlla ben evde oturacağım arkadaş, sen bana bundan bahset dersen,  evle ilgili öneriler çok yakında burada…

Uzun lafın kısası; içinize dokunan her şeyi yakalayın makinenizle, şimdi birde bunları müzikle birleştirin? Hemen 8-10 şarkılık bir playlist oluşturun, bataryaları doldurup, bereleri takın ve kendinizi sokağa atın.

Kış çekimleri için;

– Sis, çiğ gibi anları yakalamak istiyorsanız; hava durumuna bağlı olarak sabahın en erken saatleri ve  özellikle güneş doğduktan sonraki yarım saati bekleyin.
– Kışın gün doğumları çok daha farklı tonlara, güzel şehrimde hava kirliliği ya da sis gibi fonlara sahip olabiliyor, bu zamanlarda ortaya ilginç kareler çıkabilir.
Adamlar doğru söylemiş erken kalkan yol alır diye 🙂
– Makinenizi sıcak tutmaya çalışmayın, genelde soğukta çok daha iyi performans veriyorlar. Tabii birde yedek pil mevzusu var, onları ılık tutmak gerekiyor. Teknik kısımlar zahmetli ama bir süre sonra       içgüdüsel olarak yapıyorsunuz. Ani ısı değişimlerinden kaynaklı problemler yaşamamak için kameranızla işiniz bittiğinde daha fazla soğuğa maruz bırakmayın, mutlaka çantanıza koyun.
– Sahadayken, daha doğrusu stüdyo dışında sokakta çekim yapıyorken, çektiğiniz fotoğraf karelerini asla silmeyin! Bilgisayarınıza aktardıktan sonra gereken elemeyi/düzenlemeyi yapmak daha doğru olacaktır.
– Olabildiğince Manuel / Otomatik olmayan modda çekim yapın. Özellikle karlı bir günde çekim yapıyorsanız, ‘’ Enstantane ya da Diyafram öncelikli Mod ”lar işe yaramaz. Kar, ışığı olduğundan daha fazla yansıttığı için makinelerimiz doğru ölçüm yapamayacak, böylece istediğinizden daha karanlık bir kare elde edeceksiniz.
– Eve döndüğünüzde kameranızı hemen çantanızdan çıkarıp sıcak bir yere koymayın. Yukarıda dediğim gibi, ani ısı değişimi pentaprizma yada lensinizin mercekleri arasında nemlenme/buğulanma gibi problemler yaratabilir.
– Son olarak Çay/Kahve hatta yemek molaları vermeyi unutmayın insan çekim yaparken farkına varmıyor ama eve gidince acıktım ben diye mırıldanmaya başlıyor sevdiklerine 🙂

 

 

 

Bir yorumda siz bırakın

Please enter your comment!
Please enter your name here