Bilgi paylaştıkça çoğalır

Zaman denen kavram törpüsü ile hayatımızı şekillendirip kendimizle ilgili bir farkındalığa sürüklerken, hüznün de nasıl bir şey olduğunu öğretir bize. Geride kalan zamanı “eski” diyerek adlandırırız. Hatıralardan oluşur eskiye dair ne varsa. Adına hatıra dediklerimiz sadece bize özgü olanlardır.

Yaşadığımız hayal kırıklıkları sonrası; her ihtiyacımızın karşılandığı, koşulsuz sevilip, en güvende hissettiğimiz ve en rahat ettiğimiz yere, eskiye, anılara dönmek isteriz. Genetik bir reflekstir bu. Bugünden geriye doğru kaybolan her an, güzel anılara dönüşür akıl almaz bir hızla. Zaman acıları ayıklar, yıkar, paklar, büyük anne elleri gibi muntazam katlayıp sandıklara saklar olan biten her şeyi.

Eskiden uçurtma uçururduk… Fırfırlı, yıldız, şeytan. Kuyruğu kısa kaldı mı havalanmaz çakılırdı yere. Ucuna taş bağlar çözerdik mevzuyu. Ağır aksak süzülürdü semada…
Washington diye bir dizi vardı. O sıralar ufaktım, Amerika’nın başkentine Washington diyorlar tamam da, peki portakalın cinsine niye Washington diyorlar diye düşünürdüm. Metin, Ali, Feyyaz vardı Beşiktaş’ın okumuş çocukları. 1,2,3 gol yetmez diye başlardık tezahürata… Beşiktaş açıklık yerdir bak, rüzgarı da boldur, Maçka Parkı’nda uçurtma uçurur piknik yapar, çocuksu aşklar yaşardık o ağaçların altında… Aşk demişken Cemal Süreya vardı eskiden. Ne de güzel yazardı.”Kuşlar toplanmış göçüyorlar; keşke yalnız bunun için sevseydim seni “ insanı hem umuda hem de özleme sevk ederdi rahmetli. Nazım Hikmet onun için ”öyle bir birikime sahip ki, dünyanın en küçük devleti ” demişti.

Küçükken tahtadan arabalar yapar altına rulmandan tekerlekler takardık. Gazozu şişeden suyu musluktan içerdik. Bisküvi paketli değildi, simit tahin kokardı, üzümlü kek yerdik limonatayla… Dudağımız patlardı, dayak mı yedin diye sormazlardı. Çünkü kimse kimseye zarar vermezdi. Ya düşmüşüzdür ya da top gelmiştir… Dizlerde yara olur, kabuk tutardı. Soyması da, kaşıması da ayrı zevkti. Karnımız acıktı mı öğle vakti güneşin altında ” anneeee yarım ekmek yap ” derdik… Sepetle gelirdi ekmeğimiz. Bakkaldan kola alır veresiye defterine yazdırırdık babamın haberi var abi nidalarıyla…

Eskiden arayanı gösteremeyen telefonlar vardı. Ahizeli, tuşlu, ankesörlü. Kimin aradığını bilmemek  büyük bir heyecanmış. Kardeşimle göz göze gelip önce ben koşacağım demek, ilk aloyu ben diyebilmekmiş. Yanlış numaranın bolca aranarak, kusura bakılmayacak tatlı hataların yapıldığı zamanlarmış. Ne hoşgörülü ne mütevaziymişiz…

Eskiden akbil yoktu , mavi kart vardı her ay yenilenmesi gerekirdi. Mavi kartla otobüse binilirdi, jeton vapurlar içindi, bir de telefonlar için. O telefonların bulunduğu kulübelerde birer tane de şehir rehberi olurdu sarı renkli. Sarı renkli margarinler vardı bir de, sobada kızarmış ekmeğin üzerine sürdün mü tadına doyamazdın… Biz çok margarin tükettik ama kolestrol nedir bilmeyen bir ırkın evlatlarıyız.

Sorumluluk prangası vurulmuş bedenler, hayat mücadelesi ve gelecek kaygısıyla geçen yıllar. Büyüdükçe o gamsız günler aklına geldikçe sonuç kaçınılmazdır. Özleyeceksin! Yaşarken bilmek lazım. Geçince özlüyor işte insan. Şu an’dasın ve yarın, bugün’ü çok özleyeceksin. Yarın olmasa bile en geç bir ay sonra. Bunu biliyor olmak da değiştirmez bir şeyi, 24 saatken 25 saat yapamazsın, bugün’ü. Geçecek gün, başlayan her şey gibi bitecek sonunda. Yapabileceğin hiçbir şey yok. Yaşa, keyfini çıkar, beynine iyi kazı her anı, her hatırayı.
sonra çok özleyeceksin.

Bilgi paylaştıkça çoğalır
Önceki konuAşk da Özgürlüğün Sembolü Simone De Beauvoir – I
Sonraki konuMİGREN
11 Ekim 1982 yılının serin bir son bahar akşamında doğmuşum. Hayalim futbolcu olmaktı.. En büyük tutkum ise Beşiktaş. Çocukluğum, dünya kupası heyecanına eşdeğer mahalle maçlarının Şifo Mehmet'i, Sarı fırtına Metin'i olmakla geçti. Profesyonel futbolcu da oldum ama uzun sürmedi, benim futbolu sevdiğim kadar onun beni sevmediğini fark ettim. Özel bir firma bünyesinde fotoğrafçı olarak çalışmaktayım. Aynı zamanda Boxer dergisinde köşe yazıları yazıyorum.

Bir yorumda siz bırakın

Please enter your comment!
Please enter your name here