Bilgi paylaştıkça çoğalır

Anne karnında başlayan yolculuktan dünyaya merhaba dediğimiz ana kadar farkında olmadan çıplağız. Peki vücudumuzu kıyafetlerle örtmek bizi giyinik kılar mı?
Hemen hemen herkesin bildiği bir kral vardır. Halkını selamladığı sırada bir çocuğun “anne Kral çıplak nidasıyla” irkilir, kendine bakar. Peki sizin de bu çıplaklığı kendi içinizde benim gibi tartışanınız yok mu? Kuşkusuz yüzlerce insan…
Çıplaklığı sadece vücudun herhangi bir noktasının görünmesiyle tanımlamak ne kadar doğru ?
Çıplaklığın bir yatağın kenarının buruşukluğundan tutunda, evlenecek kızlara takılan kuşağa kadar her şeyi kapsadığı bir gerçek…
Ya beynin çıplaklığı? Onu kim örtecek, hangi güç onun yeni bir düşünce üretmesini engelleyecek…

Sorular, sorular, sorular…

FOTO 1

Gördüğünüz fotoğrafı incelediğimiz zaman terk edilmiş bir evde son bir dokunuşun ben buradaydım dediğini göreceksiniz. Uzun yıllar duvarda asılı duran bir çerçeve belirli bir yıl sonra duvara izini bırakır. Siz onu kaldırsanız da onun oradaki varlığını yok edemezsiniz. Aslında gördüğünüz ev terk edilmiş yani çıplaktır ama aynı zamanda değildir de…

FOTO 2

Ya bu gördüğünüz fotoğrafta bir evin içerisinde bir sallanan salıncak ve arka koltukta görünen kadın bacağı. Ne uyandırıyor sizde? Belki biraz önce orada başka biri daha vardı, belki de kadın salıncakta sallandıktan sonra hemen koltuğa geçti diye içinizden geçirenleriniz olmuyor mu?

FOTO 3

Aslında bu dünyaya gelirken de bu dünyadan giderken de çıplağız …

 

 

Bir yorumda siz bırakın

Please enter your comment!
Please enter your name here