Bilgi paylaştıkça çoğalır

“Ödemiş’in içinde camlı da meyhane
İçtim de içtim boz rakıya oldum divane”

Sosyal psikoloji alanında oldukça tanınmış Türkiyeli bir bilim insanı: Muzaffer Şerif Başoğlu. Nam-ı diyar Muzafer Sherif… Ülkeden ayrılmaya zorlandıktan sonra bir daha hiç Türkçe konuşmadı. Kızlarının isimlerini dahi Türkçe koymadı. Bunlardan bahsetmemin nedeni yazıma, rivayet de olsa O’nun hakkında bir anekdotla başlamak istemem: Muzafer Sherif, çalıştığı okulda, belirli zamanlarda (Bu zamanların 29 Ekim olduğu söylenir.) odasını içeriden kilitler ve gün boyu Ege Türküleri eşliğinde rakısını içerdi.

29 Temmuz 1906’da Ödemiş, İzmir’de dünyaya geldi. Lise ve üniversite öğrenimini tamamladıktan sonra ilk görevine İzmir Erkek Öğretmen Okulu’nda felsefe dersleri vererek başladı. Hükümet tarafından Amerika’ya tahsil için gönderildi ve Harvard Üniversite’sinde psikoloji dalında lisans eğitimi aldı. 1932’de Gazi Üniversite’sinde psikoloji dersleri vermeye başladı. Kısa süre sonra tekrar Amerika’ya döndü. Lisansüstü eğitimini Harvard Üniversite’sinde tamamladı ve doktorasını da Columbia Üniversite’sinde yaptı. 1936 yılında yaptığı çalışmalarla adını sosyal psikolojinin kurucuları arasına yazdırmayı başarmıştır. Bu süreçte yaptığı, kendi adıyla da anılan Otokinetik Deneyi, toplumsal normların birey üzerindeki etkisini anlatır.

Muzafer Sherif, deneyinin ilk aşamasında kişileri teker teker karanlık odaya almış ve burada kendilerine ışık yöneltmiştir. Bu ışık, gerçekte hep aynı noktadan verilmesine karşın deneye katılanlara ışık kaynağının ne kadar hareket ettiğini sormuştur. Verilen cevaplardan sonra ikinci aşamada, kişiler gruplar halinde karanlık odaya alınmış ve işlem tekrarlanmıştır. Bu noktada, kişilerin verdikleri cevaplar birbirine yakın duruma gelmiştir. Son aşamada, yine teker teker odaya alınan kişiler, yalnız olmalarına rağmen birinci aşamada verdikleri cevaplar yerine ikinci aşamadaki grup normu haline gelen cevabı tercih etmişlerdir.

Yurda dönüş yaptığında yıl 1937 idi. Gazi Üniversitesi’nde bir süre daha görevine devam ettikten sonra 1939’da Ankara Üniversitesi’nde psikoloji doçenti olarak ders vermeye başladı. Çeşitli dergilerde ve gazetelerde, başta ırkçılık olmak üzere birçok konuda makale yazdı. Fakat dönemin iktidarı bu makalelerden hiç hoşlanmadı. Esasen, Muzafer Sherif’in yurttan kopmasının nedeni, bazı öğrencilerinin cebine “Öleceksin” yazılı notlar koyması olduğu rivayet edilir. Derslerinde komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle Türkiye Komünist Partisi davasında (1944) kovuşturmaya uğrayarak tutuklandı. Yurt içinden ve yurt dışından gelen tepkiler nedeniyle 1945’te serbest bırakıldı. Tutukluluğu sırasında Princeton Üniversitesi’nden gelen çağrıya uyarak, aynı yıl, Amerika’ya gitti. Birkaç sene sonra ABD vatandaşlığına geçti. Oklahoma Üniversitesi’nde daha sonra sosyal psikoloji alanında sayısız deneyin gerçekleştirileceği Grup İlişkileri Enstitüsü’nü kurdu. Bazı öğrencilerinin ölümle tehdit ettiği, iktidarın kin kustuğu Muzafer Sherif, yazımın başında da belirttiğim gibi: Bir daha hiç Türkçe konuşmadı. Kızlarının ismini bile Türkçe koymadı. Ne demişti Nazım? Yazılarım otuz kırk dilde basılır / Türkiye’de Türkçemle yasak!” Muzafer Sherif de odasında Ege Türküleri dinleyip rakı içerek andı memleketini.

Bitmedi. Robbers Cave deneyini Oklahoma Üniversitesi’nde tasarlayarak daha sonra hayata geçirdi. (Aynı deney, Survivor Deneyi olarak da anılır.) 11 yaşlarında erkek çocuklarını iki gruba ayırıp aralarında rekabet yarattı. Çeşitli yarışmalar düzenleyerek kazanan gruba ödüller verdi. Sonunda iki düşman grup elde edince, aynı mantıkla bu süreci tersine çevirdi. Çocuklara işler vererek bu işleri ortak yapmalarını sağladı ve gruplaşmayı tamamen eritti. Öyle ki, kamptan dönüşte çocuklar, aynı otobüse binmek için ısrar ettiler. Normal gözlemcilerin dışında, Muzafer Sherif’in de bu kampta, temizlik görevlisi kılığında deneyi takip ettiği söylenir.

16 Ekim 1988’de Alaska, ABD’de hayata gözlerini yumdu. Mutlu muydu bilinmez ama elbet yorgundu.

Yazıya katkılarından dolayı Gamze Akın’a teşekkürlerimle…

Bir yorumda siz bırakın

Please enter your comment!
Please enter your name here