Bilgi paylaştıkça çoğalır

Bu güzelim grubu ilk duyanlar için MFÖ, bir gizli kodmuş gibi görünse de; uzun halinde de yaşlı, göbekli bir amca ismi gibi anlaşılıyor. Hal bu ki durum hiç de öyle değil. Bu üç isimde tek bir kişilik, tek bir güzellik, tek bir yaşanmışlık var. Biz buna kısa haliyle “MFÖ”, uzun haliyle de “Mazhar Fuat Özkan” diyoruz.

MFÖ’nün kurulduğu yıllardan günümüze kadar, üzerimizde bıraktığı izlerde çok garip tanımlar da ortaya çıkartmamış değiliz a dostlar. Baştan bunu bir kabul edelim. Kimimize göre MFÖ; “Müslüm, Orhan, Ferdi” üçlüsü oldu. Kimimize göre “Şapkasız çıkmaz abi onlar” oldu. Aşağıdaki fotoğraf “Hey gidi MFÖ bee!” dedirtiyor dimi size de? Dedirtiyor dedirtiyor.

tumblr_mk0hfckS041s9459go1_500

Birimizi günün birinde delidolu bir Ali Desidero’luklar tutar, uzatır da “Aliiiii, Ali Desideeeero” deyi verir. Atar kendini sokaklara, sırıta sırıta mırıldanır durur bu şarkıyı. Günü gelir sevgilinin önünden kayıp gidişini izlerken, “yalnızlık ömür boyu mu yoksa harbiden ulan?” diye sorgular kendini. Zihni allak bullak olur.

Çok fazla uzatmadan, neredeyse yarım asır yaşatılmış bu uzunca masalın içine, ufak da olsa çıkmamak dileğiyle hep beraber bir dalalım a dostlar.

1) Adımız Miskindir Bizim (1974)

 

Adımız miskindir bizim düşmanımız kindir bizim

Biz kimseye kin tutmayız kamu alem birdir bize

Kamu alem birdir bize

 

Biz dünyadan gider olduk kalanlara selam olsun

Bilmeyen ne bilsin bizi bilenlere selam olsun

Bilenlere selam olsun bilenlere selam olsun

 

MFÖ, henüz tam haliyle MFÖ olmadan önce bestelenmiş bir şarkıdır Adımız Miskindir Bizim. Mazhar Alanson ve Fuat Güner’in şarkının adı gibi biraz miskince söylediği bu şarkı “Yahu kardeşim bırakın bizi. Bizi bilenler bilir, onlara selam olsun. Adımız miskindir bizim” dermiş gibi, “Bırak anne biraz daha miskinlik, biraz daha miskinlik” modlarında buluruz kendimizi ister istemez. Ayrıca şarkı, Athena’nın son albümü “Altüst”te de düet şeklinde cover görerek, yeniden bir hayat bulmuştur. Onun da bir tadına bakmak lazım gelir a dostlar.

 2) Ele Güne Karşı Yapayalnız (1984)

“…

Ele güne karşı yapayalnız böyle de olmaz ki

Nasıl da gittin insafsız böyle bırakılmaz ki

Unuturum sanmıştın güzelim

Gözüm yollarda kaldı

…”

 

Çıktığı ilk yıllarda hemen herkesin ezberlemek için radyolara, televizyonlara kulaklarını dayadığı bu şarkı fazla enerji yüklüdür. Enerji patlamasıyla oradan oraya zıplayıp, ayak küçük parmağınızı sehpanın kenarına vurmayın ha demeden edemeyeceğim. Başka mı? Ha bir de, uzun seyahatlerde iyi gidiyor bu şarkı usta. Baya baya iyi gidiyor.

 

3) Yalnızlık Ömür Boyu (1984)

“…Senle beraber olsam da sevgilim

Hiç görmesek birbirimizi, özlesek

Ömür boyu bağlansak da

Sevinsek de üzülsek de

Yalnızlık ömür boyu”

 

Ele Güne Karşı Yapayalnız albümü; üzerinde emeği dokunanlar listesinde Onno Tunç, Erkan Oğur, Garo Mafyan gibi isimlerin yer alması açısından çok değerli bir albümdür. Yeri ağır, dokunulmazdır. Yalnızlık Ömür Boyu şarkısı kadar diğer birçok şarkıda da hüznü, ayrılık acısını, endişeleri bir bir yaşatır; “Seninle ben bir olsak da, bizim birliğimizden bile bir yalnızlık çıkar sevgilim” dermişiz gibi şairane cümlelerin içindeymiş hissine kapılırız.

 

4) Ali Desidero (1990)

 “…Ne kibar çocuk diyor kız içinden. Hem samimi hem vefalı yani.

“Bir imtihan çekeyim şuna” diyor, “serseri mi yoksa bir dahi mi?”

Diyor “Felsefeyi sever misiniz?” Ali diyor, “Biz hep dönerciyiz”

“Luther” diyor kız, “Machiavelli”

“Şampiyon biziz” diyor Ali, “Attığımız gollerden belli”

Aliiii Ali Desideeero…”

“Bir şarkıda nasıl olur da Luther, Machiavelli gezer?” demeyin. MFÖ ise gezer abicim gezer. 90’ların henüz başındayken, böylesi acayip bir şarkı ile MFÖ, sevenlerini hop oturup hop kaldırıyor. 2000’lere gelindiğinde de tıraş bıçağı reklamıyla, şarkıyı unutturan yılların tozu bir çırpıda alınıyor ve hep bir ağızdan “Aliiiii, Ali Desideeeero” deniyor. Çok oturduk yahu hadi hadi hobaaaa !

 

5) Vurgun Yedim (2006)

“Aşkta böyle derinlere inmeseydim

Sevenlerden başka türlü sevmeseydim

Tapar gibi yüzüne yüz sürmeseydim

Geceleri yollarına düşmeseydim

Bu sevdadan vurgun yedim

Harab edip uykuları bölmeseydin

…”

Sevgiliden gerçek bir vurgun yemişler için bu şarkı adeta bir hüzün bombasıdır. Pimi çektikten sonra elinizde fazla tutarsanız bu bombayı, “Aman Allah korusun” dedirtecek kadardır. Şarkının başındaki ufak piyano dokunuşları, şarkı başlar başlamaz sizi hemen içine hapseder. Sonradan şiddeti biraz yükselir, “Dur yahu! Vurgun yedin sen bu sevdadan. Zaman kederlenme zamanıdır. Otur hele şuraya” der geçer. Gerisinde de iş size düşer.

Masal Sonu Kaçkını: “Hep Yaşın 19”

Gezginci ruhumuz bir gün biterse

Korkmadan döneriz gururluyuz

Eksilirse ağlayanlar çevremizden

Ya gerçeği söyleriz ya da nasıl istersen

 

Ne güzel şeysin sen

Hep yaşın 19

Gel yanıma sar beni

Bugün var yarın yokuz

 

Bu yazıyı okumaya başlarken çoğumuzun gözleri bu şarkıyı aradı. Bunu hepimiz biliyoruz. Grubun en güzel, en hisli şarkılarından biri olan Hep Yaşın 19’un, MFÖ masalındaki yaramazlığını görüyor, onu son anda yakalıyoruz. Dünyada sevmek, sevilmek var. Gerisi geçici, şehvet dolu hevesler.  Bunu, “Gel yanıma, sar beni. Bugün var, yarın yokuz” dizesiyle görüyor, fark ediyoruz. Yarın bir gün ölüm bizi bulduğunda, geriye bakmadan gidebilmeyi sadece birbirimizi sevmek ve dünyaya bu sevgiyi yansıtmakla başarabileceğiz… Hüzünlendik mi ne? Aa dur bakayım. Hah! “Ne güzeliz biz, hep yaşımız 19. Dara rira ram”

 

Bir yorumda siz bırakın

Please enter your comment!
Please enter your name here