Ana sayfa Sokak Bir Kültür’dür BEYOĞLU..

Bir Kültür’dür BEYOĞLU..

0
Bilgi paylaştıkça çoğalır

Nedir bu Beyoğlu bilmecesi diye sordum kendime telefonu kapattıktan sonra ve belirli cevaplar aldım durdum.. Benim yaşadığım Beyoğlu ile şimdiki arasında gidip geldim. Popüler kültürün 2000’li yılların başından beri silmek istediği ve belirli yerlerinde bunu başardığı bir İstiklal Caddesi duruyordu karşımda. Acıları Ahmet Ümit’in de dediği gibi aslında 70’li yıllara varıyordu bunun. 70’li yılların sonlarında ülkemin izlediği siyasi bir politika çerçevesinde darbe sonrası yılların nasıl bir Beyoğlu yarattığını oradaki Ermeni dostlarımızın kendi yerlerinden edilerek bir Türkleştirme politikası ile milli bir kent misyonu yüklenmeye çalışıldığı Beyoğlu olmuştu. Bu aşının tuttuğunu zanneden dönemin hükümeti aslında bir kültürü bir kuşağı sildiğinin farkında değildi.

Çok geçmeden bu politikadan vazgeçen başka bir dönem hükümeti Türkleştirme politikasını rafa kaldırıp Beyoğlu’nu daha sancılı bir döneme sürükleyerek Kürtleştirme politikası getirerek eski Beyoğlu olmaktan çıkardı. Bunu tek farkeden dönemin genç kuşağı idi. 90’ların İstiklal Caddesi eskisi gibi değildi artık. Her köşe başında yeni bir kültür, sahafçılar, kitap okuyan, Elvis Presley dinleyen, Ağır Roman izleyen radyo yayını dinleyen, Gemide ve aklımıza gelemeyecek birçok film ACDC, Red Hot Chilli Peppers ve sayamadığımız bir çok kaliteli müzikler, kalite kokan filmler, oyunlar, kültür kafeleri ve daha bir çok sosyal bilimci insanlar kuşağı haline geldi Beyoğlu… İnsanlar akşam elinde köşe başında bira içerken kitap okuyup,sabah radyoda yayına başlayacak olan Kadir Çöpdemir’i bekler oldu.. Bu kültür birilerine çok geldi ki Beyoğlu’nu da modern dünyanın merkezi haline getirmeye başlandı. (ne yazıkki ben ve çevremdeki insanlar 90’lar Beyoğlu İstiklal Caddesi’nde kaldık) Bunu yapmaları kolay olmayacaktı.. Önce bir bir kültür kafeleri, siyasi olduğu gerekçesi ile kapatmaya başladılar. Yerine de buldukları kelime müthiş’ti.. ALIŞVERİŞ yapın.. Siyah giyen adamlar ne olduğunu anlayamadan birden değişmeye başladı kent tıpkı 70’lerde 80’lerde olduğu gibi.. Bunun yan etkileri de vardı tabi.. Türkiye’ye internet geldiğinden beri insanlar sokağa çıkmaz oldu. 90’lar kuşağı yavaş yavaş Beyoğlu’nu kaybediyordu. Türkiye’nin en iyi sosyal bilimcileri bu kenti göz göre göre bırakmak zorunda kaldılar. Günümüz Beyoğlu ise Haziran haraketi dışında hiçbir kültürün kalmadığı artık bir kent değil de insanların gidip eğlenebileceği, sahafların bir bir kepenk indirdiği, İnci Pastanesi’nin kapatıldığı insanların kitap okurken bira içemediği bir yer haline geldi. Şimdi tekrar en başa dönecek olursak değişen Beyoğlu değil, dönüşen insanlar ve bu insanları dönüştüren politikalar. Barikatımızı alalım. Kent kültürümüze sahip çıkalım.

Kaybettiğimiz şeyi geri kazanalım. Reklam pastasından radyoya düşen pay sadece %3 ve bir bir kapanıyor radyolar. Kitap okuyalım.. Ama KİTAP, popüler kültürün bize verdiği süslü cümleleri değil! Hissederek yazılan bir Dostyaveski Kumarbaz’ı mesela.. Ya da Kapitalist düzeni Anlatan bir Orwell 84’ü.. ve daha niceleri.. Yarın hep birlikte Leman Kültür’e gidip okuyabiliriz, yazabiliriz, yaşayabiliriz.

”Caminin karşısındaki Kilise’nin sokağındaki Sinegog’un yanındaki barda bira içiyorum” Akşam üzeri Leman’da buluşuyoruz… İyi Sabahlar…

Bir yorumda siz bırakın

Please enter your comment!
Please enter your name here