Bilgi paylaştıkça çoğalır

   Güneşin kapkara yağmur bulutları arasından gülümsemeye çabaladığı yeni bir güne açıyorum gözlerimi. Günlerden salı. Kendisinde aralık izleri taşıyan bir nisan havası var dışarıda. Böyle soğuk gibi ama değil. Sadece bir ürperti veriyor insana. Bir anlam veremiyorum. Bir an aklıma, etkisinde kaldığım ve uzun bir ara içinden çıkamadığım bir kitabın ilk cümleleri geliyor. “Gregor Samsa bir sabah bunaltıcı düşlerden uyandığında, kendini yatağında dev bir böceğe dönüşmüş olarak buldu.” diyor içimdeki garip sesler topluluğu. Hemen üzerimdeki battaniyeyi kaldırıyorum. Vücuduma bakıyorum. “Oh” diyorum, rahatlamışcasına. Her şey gayet normal. Kolum, bacağım her şey yerli yerinde.Sonra bir kendime gelmeye çalışıyorum. Koca yatakta yalnız başına yatan birinin yapabileceği en güzel şeyi yapıyorum. Açıyorum iki yana kollarımı, geriniyorum da geriniyorum. Kıtır kıtır ediyor kemiklerim. Musiki dinler gibi dinliyorum, rahatlıyorum. Biraz sonra toparlanıyor, ayağa kalkıyorum. Attığım adımların beni banyoya doğru götürdüğünü fark ediyorum. İtiraz etmeden bunu kabulleniyorum. Aynanın sabahını hayırlamadan yüzümü yıkamaya koyuluyorum hemen. Kafamı neredeyse musluğun altına kadar sokuyorum.  Birkaç avuç dolusu suyu yüzüme çarptığımda, kendime ancak gelebiliyorum. Kafamı aynaya doğru kaldırdığımda bana bir yerden tanıdık gelen bir yüzü görüyorum karşımda. (Yine o. Aklımı almaya gelmiş yine. Hem de sabah sabah.) Son birkaç gündür sürekli rüyamda gördüğüm, şimdi ise karşımda dikilen aynı kızın yanağındaki gamzesi, bir şiir gibi aklımı alıyor. Telaşlanamıyorum. Ne tek bir kelime edebiliyorum bir deli gibi, ne de bana gülümseyen bu yüze karşılık, kaşlarımı çatmak gibi münasebetsiz bir fiili gerçekleştiriyorum. Kendimi, yaşıyor olup olmadığımı sorguluyorum. Aynanın içinde gerçekten var mı, karşımdaki gerçek mi, değil mi, anlayamıyorum. (Bu hayatta neyi anlayabildim ki ben?)

   Bir süre sonra aklıma hemen onu gördüğüm rüyaların değişmemiş senaryosunu getirmeye çalışıyorum. Biraz yüzümü ekşitiyorum, düşünüyorum ve sonunda birer birer karşıma geçiyor bu rüyanın oyuncuları. Onu aklıma o kadar kazımışım ki bütün güzelliğiyle sanki karşımda dikiliyor. Sanki rüyanın içinde bugünümü yaşıyormuşum gibi. Rüyasındayım ya da kendi rüyamdayım. Buna birilerinden cevap gelmiyor. ( Gelmez tabi, ben yalnız yaşamıyor muydum?) Gerçeklik payı var mıdır diye düşünüyorum ama malesef yok. Topuklarına kadar uzun bembeyaz bir elbisesi ile bana binlerce yoncanın arasından masum masum gülümsüyor bu kız.  Gülümsediğinde yanağında oluşan, o, beni kendisine çekiyormuş hissi veren gamzelerinde kendimi büsbütün tamamlıyorum. Birkaç dakika bu şekilde geçip gidiyor. O anların durmasını ve hep böyle kalmamızı diliyorum yaradandan. Ama bir süre sonra ortadan kayboluyor. Bir bulutun gökyüzünde kendisini yavaş yavaş dağıtması gibi dağılıyor. Arkasından bağırıyorum, koşuyorum ama nafile. Ne bir adım atmış buluyorum kendimi ne de sesimin ona ulaştığını zannediyorum. Bir başıma anlam veremediğim bu duygularıma açıklık kazandıracak bir insanı arıyor gözüm. (İyi de ben yalnızım ki. Neden bu kadar boşluğa düştüm ben?) Baba evimden kalma köşeleri çatlak duvar saatimden okula geç kalıyor olduğumu fark edip apar topar hazırlanmaya koyuluyorum. Elime ilk gelen pantolonumu ve tişörtümü özensiz bir şekilde giyiyorum. Ayakkabılarımı da aynı özensiz tavırlarla giyip, merdiven basamaklarını üçer beşer atlıyorum. Okulun evime yakın olduğu gerçeği bir kere daha aklıma geliyor.  Ama bunun bir faydası olduğunu düşünmüyorum bu sefer. Yine aynı telaş ve acele ile koşturuyor buluyorum kendimi. İlk derse giriyorum ve ders bir şekilde bitiyor. Tabi benim aklım hala sabahki yaşadıklarımda. (Başka nerede olabilirdi ki benim şaşkın aklım?) Psikolojik olarak rahatsızmışım gibi bir his oluşuyor içimde. Uzman bir psikologdan destek mi alsam diye düşünmüyor değilim bir an.  Neyse ki bu düşüncelerimin, olanları Elif’e bir bir anlatırken dağıldığını fark ediyor ve rahatlıyorum. Beni büyük bir sabırsızlık ve merak içinde dinleyen Elif, anlattıklarımın bittiğini tahmin edip söz alıyor ve başlıyor bir şeyler söylemeye.  “Benim başıma hiç böyle bir şey gelmedi. Bu yüzden ne diyeceğimi bilemiyorum. Rüyalarından sonra onu günlük hayatında bile görüyor olman çok acayip. Bunun ilacı,  bir cevabı vardır elbet. Ama nedir bilemedim ki şimdi ?” diyor. Bunları söyledikten sonra gözü bir yere odaklanıyor ve aynı uç noktayı seyre dalıyor. Ben de içinde kaldığım çaresizlik ve anlaşılmayı bekler halimle elimdeki kahve bardağının plastik taraflarını tırnağımla delmeye girişiyorum. Bir süre bu sessizlikle bir şeyleri düşünüyor halde kalıyoruz. Yan masadan bir ses yükseliyor sonra. Bu ses ki, insan onu duyduğunda tüm dertlerini unutur, hayata umutla bakar. (Ben bu şekilde tanımlıyorum. Bunları derken eksik bile kalıyorumdur.) Dikkatimi çekiyor ve dönüyorum yan masaya doğru. Bir de ne göreyim?  Rüyamda gördüğüm o gamzeli kız yan masada arkadaşıyla birlikte gülüşüyor. Şaşıp kalıyorum. Ama şaşkınlığım yüzümdeki gülümsemede saklı kalıyor, bunu fark edebiliyorum. İlk dikkatimi çeken elbette ki o, beni içine çekiyor hissi veren gamzeleri oluyor.( Başka ne dikkatimi çekebilirdi ki o anda?) Adının da Gözde olduğunu öğreniyorum arkadaşının ona seslenmesinden. İçimi bir neşe ve huzur kaplıyor. Dönüyorum Elif’e, salakça gülümsüyorum. Olanlardan habersiz olan Elif şaşkın gözlerle bana bakakalıyor. “Ne dersin Elif, ona anlatayım mı kendisini rüyalarımda gördüğümü?” diyorum aynı salaklıkla gülerek.” O burada, karşımda Elif. O gerçekten de var. Bu dünyada olduğu için şükrediyorum.” diyorum. (Bunları söylerken demek ki bir şeyler hissediyorum ona karşı. Ama kesin bir dille anlatımını yapamıyorum kendime. Bir kere daha anlamsız kalıyorum.) Elif de fark ediyor onu. O da gülümsüyor güven verici bütün içtenliği ile. Bense ağzım kulaklarımda bir yandan da bugünlerde pek sevdiğim bir şarkıyı söylemeye başlıyorum içimden.

 

“Yarın sabah geri gelmeyecek misin?

Ben mi kalkayım yoksa

Çayı sen demleyecek misin?

Madem öyle lafı uzatmaya gerek yok.

Ben mi öleyim yoksa

Ateş edecek misin?”

Bir yorumda siz bırakın

Please enter your comment!
Please enter your name here