Bilgi paylaştıkça çoğalır

Nedir ki bu aşk? Samanlığı saraya çeviren, insanı tanrıya döndüren, daha iyi biri yapan, daha özgür, daha cesur, daha korkusuz, deli, çılgın, aptal yapan ey aşk nesin sen?

İlkokuldayken öğretmenlerimiz anlamadığımız kelimeler oluğunda cümle içinde kullanın daha net anlarsınız derdi. Hadi deneyelim.
Ben bugün aşık oldum
Sen bugün aşık oldun.
O bugün aşık oldu.
A, B ye deliler gibi aşık.
Olmadı değil mi? Nerede hangi cümlede hangi isimle beraber kullanırsan kullan anlamıyor insan ya da canlılar diyelim. Bu aşk sadece insana özgü olmayabilir, hatta olmamalı evet kesinlikle olmamalı. Bir şeyin biteceğini bile bile başlamak, evet aynen öyle biteceğini bile bile başlamak çok saçma değil mi? 3 gün, 3 hafta,
3 ay ve 3 yıl fark etmez sonuçta hepimiz başladığımız an bir gün biteceğini biliyoruz. Acaba aşkı çekici yapan veya özel kılan şey bu mudur? Bir gün bitecek o yüzden yaşadığın anın tadını çıkar diye kendimizi telkin ederken o anın gelmemesini dilerken zamanın nasıl akıp geçtiğini anlamıyoruz ve bu da bizim aptallığımız mı oluyor? Gerçi bitmeyen aşklar yok mu, kesinlikle var. Aşk bitmeden, bir şekilde aşık olduğun kişiyi kaybedersen ve bir daha kazanamazsan işte bu hayat boyu peşini bırakmayan, bitmeyen aşk hikayen oluyor.

“İnsanlar kendilerine aşık olan insanlara aşık olsalardı hayat daha güzel ve kolay olurdu” sizce bu doğru mu? “Sev beni seveyim seni” saçmalığının biraz daha duygusal ve edebi söylenişi olması bunu daha mantıklı mı yapıyor sizce? Kesinlikle hayır!

Hadi unutamadığımız aşklarımızı düşünelim;
Gözleri ne renkti? Saçları belinin neresine geliyordu? Sana aşkı anlatırken gözlerini parıl parıl oluyordu ya, işte o zaman sen gözlerini arada utanıp kaçırıyor muydun? En çok hangi yemeği severdi? Nerede tanışmıştın? İlk nerede Türk kahvesi içmiştin ve ilk nerede elini tutup gözlerine bakıp sana bir şeyler fısıldamıştı?

Bu soruların hepsini ama hepsini cevapladıysanız eğer, evet aşkı yaşamışsınız. Hatırlamayan şanslı pislikler üzülmeyin aksine sevinin şuan havaya sıçrayın. Çünkü, henüz aşkı yaşamamışsınız ve hala bu güzel duyguları yaşayacağınız insanı bulamamışsınız. Aramaya devam edelim diyerek saçmalamayın bu arada, bu aranırken değil aramazken çıkan bir şeydir. 10 yıldır tanıdığın biridir belki de tek bir an kelime bakış ya da herhangi başka bir şey o an o 10 yılı çöpe atar ve hoşgeldin AŞK. Şimdi sıçtın!
Uzanıp ellerini tutmak istiyorsun ama avuçların terliyor değil mi? Pantolonuna ya da eteğine ya da her ne halt giydiysen ona silip duruyorsun ama faydasız biliyorum. Şimdi sakin ol yanına oturma karşısına geç gözlerini masadan kaldır ve gözlerine bak ellerini kurulamana gerek yok tiksinmez korkma ellerini tut gözlerini kaçırmasına engel ol ve sana aşığım de sonra bir daha ve bir kere daha de o diyecek mi diye boşluklar bırakma. Söylemek istiyorsa her halükarda seni susturur ve söyler.

Biz insanlar 3’e ayrılıyoruz:
-Aşkı bulanlar ve bitirenler (Tüketenler mi desek?),
-Aşkı henüz bulamayan şanslı pislikler,
-Aşkı bulanlar ve kaybedenler.

Üzgünüm ama asla, son kategoride olanların yerinde olmak istemem aksine aşkı bulanlar ve kaybedenlerdenim ve hayatım boyunca bu aşkı yaşayacağım ama üzülerek ama tebessümle ama parlayan gözlerle ama ağlayan hüzünlü gözlerle fark etmez… Önemli olan bunu hayatım boyunca yaşayacağım ve işte bu beni aşk adamı yapıyor. Aşkı henüz bulamayan şanslı pislikler sizleri sevmiyorum defolun gidin buradan =)

Aşağıya bir kısa film bırakıyorum izleyip izleyip darlayın kendinizi!

Me & You from Jack Tew on Vimeo.

Bilgi paylaştıkça çoğalır
Önceki konuPardon!
Sonraki konuBenim Adım Salinger
Mutfakta kırılacak çok eşya olduğundan, salonda oturanlar rahatsız olmasın diye çatı katına çıkıyoruz.

Bir yorumda siz bırakın

Please enter your comment!
Please enter your name here