Bilgi paylaştıkça çoğalır

Bin yıllık bir hikaye ancak bir sır serüveni zorluklar içerisinde.

Hikayenin kahramanlarının kaderleri 1116 yılında birbirine dolanır. Yaşayacaklarından habersiz, bir aşk topuna döneceğini bilmeden… Abélard 37, Héloise 17 yaşındadır henüz. Çocukları olunca gizlice evlenir iki aşık, 1118 yılında. Annesi ölünce Héloise’i yanına alan ve onun eğitimini üstlenen dayısı Fulbert bu durumu öğrenince Abélard’ı hadım eder.

imagesCA6ST7YJ

İşte hikaye ise tam burada başlamaktadır. Günümüze kadar süregelen her hikaye kavuştukları an biterken bu iki aşığın efsane aşkı kavuştukları zaman başlamıştır. Kavuşmalarının ardından başlamıştır felaketleri. Acılar, imkansızlıklar ve özlem içinde geçen hayatları ve hiçbir şeyin engel olamadığı aşkları işte tam da burada başlıyor. Fulbert’in Abélard’a yaptığı bu acımasız darbe başlarına gelebilecek en büyük darbe oluyor. Bu olayın ardından ikisinin de manastıra kapanmasına sebep oluyor.

abelard

Yılların acımasızlığı, kaderlerini örmeye devam ederken 1129 yılında tekrar karşılaşırlar. Abélard kendi kurduğu ve ‘Sığınak’ adını verdiği manastırı, Héloise ve arkadaşlarına tahsis eder ve toprağını da onlara bağışlar.

Yıl 1132 olmuştur. ‘Bir Mutsuzluk Öyküsü’ adında bir mektup yazar Abélard. Mektup tesadüf üzerine Héloise’ in eline geçer ve yeniden mektuplaşmaya başlarlar.

1142’de Abélard 63 yaşında Saint-Marcel’de ölünce naşı vasiyeti üzerine Sığınak (Paraclet) Manastırına nakledilir. 1164’de Heloise da Paraclet’de 63 yaşında ölür. 1817’de Abélard ve Héloise’in mezarları Paris’teki Pére Lachaise Mezarlığında bir anıt mezarda, polis gözetiminde birleştirilir.

imagesCA7DVIVY

Bu özet geçtiğim hikayenin aslı birbirlerine yazdıkları mektuplarda gizlidir…

“Elin… Elin değmiş bu mektuba.
Teşekkür ederim; bana yazmamışsın ama…
Aşık olduğum elin. O aşka susamışım.
Hakkım var o elin yazdığı mektubu açmaya.”

Böyle yazar ilk mektupta Heloise Abélard’a. Rahibe giysilerinin, örtülerin altına gizlediği kadınlığı artık daha fazla suskun kalmak istememekte, Heloise’i özlemlerini anlatmaya zorlamaktadır. Ve devam eder yazmaya:

“Gecenin doruklarında dört nala koşturmuştuk bedenlerimizi,
Daha da doruklara çıkmıştık doğan güneşlerle.
Biliyorum, böyle yazmamalı benim gibi bir rahibe.
Özür diliyorum, ama yazan rahibe değil.
Örtüldük tepeden tırnağa, ama kadınız biz.
Ve bu örtünün altındaki Heloise, her kadından daha kadın,
Ona sevmeyi Abélard öğrettiği için.”

İlk mektup böyle başlarken,

“Tarih beni bir şair, bir filozof olarak değil,
Bir sevgili, senin sevgilin olarak hatırlayacak!”

Sözleri, son cümleleri olacaktır Abélard’ın bu hikayeye noktayı koyan. O günden sonra bir daha hiç mektuplaşmaz Abélard ve Heloise.

“Aşk mektupları bir tür yazılı sevişmedir” demiştir Cemal Süreya. ” Abélard ve Heloise de, onlara birbirlerinin olma fırsatı vermeyen dünyaya inat sevişmişlerdir, sayfalar boyunca. ”

Bir yorumda siz bırakın

Please enter your comment!
Please enter your name here